Hız kontrol cihazları (inverterler), bazı özel endüstriyel uygulamaların gerektirdiği yüksek hassasiyet, dinamik tepki ve ani yön değişimleri için uygun olmayabilir.
Hız kontrol cihazları, yani inverterler veya frekans konvertörleri, endüstriyel motor hız kontrolünde yaygın olarak kullanılan verimli ve uygun maliyetli çözümlerdir. Ancak, her teknoloji gibi inverterlerin de belirli kısıtlamaları vardır ve bazı özel uygulamalar için ideal tercih olmayabilirler. Özellikle hassas pozisyonlama, ani yön değişimi, yüksek dinamik tepki ve mutlak konum kontrolü gerektiren uygulamalarda inverterler yetersiz kalabilmektedir. Bu tür kritik uygulamalarda, servo sistemler sundukları üstün performans ve kontrol yetenekleri ile öne çıkmaktadır. İnverterlerin bu alanlardaki sınırlamalarını anlamak, doğru otomasyon çözümünü seçmek için hayati öneme sahiptir.
İnverterler, genellikle asenkron motorların hızını ve torkunu kontrol etmek için kullanılır ve çoğu zaman açık çevrim veya basit kapalı çevrim (enkoder geri beslemeli) hız kontrolü sunar. Ancak, CNC tezgahları, hassas robotik kollar, lazer kesim makineleri veya yüksek hızlı paketleme makineleri gibi milimetrenin altındaki hassasiyetle konumlandırma ve sürekli tork kontrolü gerektiren uygulamalarda inverterler yeterli performansı sağlayamaz. Bu tür sistemler, her an motorun mutlak konumunu, hızını ve torkunu yüksek çözünürlükle takip edebilen ve anında tepki verebilen servo sistemlere ihtiyaç duyar. İnverterlerin tepki süresi ve kontrol hassasiyeti, bu dinamik ve hassas görevler için yetersiz kalabilir.
Bazı endüstriyel süreçler, motorun çok kısa sürelerde durup ters yöne dönmesini veya hızını aniden değiştirmesini gerektirir. Örneğin, hızlı delme işlemleri, robotik kaynak uygulamaları veya tekstil makinelerindeki iplik gerilimi kontrolü gibi alanlarda motorun tork tepkisi ve yön değiştirme kabiliyeti kritik öneme sahiptir. İnverterler, bu tür ani ve tekrarlayan yön değişimlerinde veya hızlı ivmelenme/yavaşlamalarda motoru tam kontrol altında tutmakta zorlanabilir. Servo sürücüler ise, motorun ataletini ve yük değişimlerini anında algılayarak gerekli torku saniyeler içinde sağlayabilir, böylece çok daha hızlı ve hassas yön değişimleri mümkün kılar. Bu durum, üretim verimliliği ve ürün kalitesi açısından belirleyici bir fark yaratır.
Modern üretim hatlarında, birden fazla motorun mükemmel bir senkronizasyon içinde çalışması gereken uygulamalar sıkça karşımıza çıkar. Örneğin, baskı makinelerinde kağıt besleme, dilimleme makinelerinde malzeme ilerletme veya film çekme hatlarında gerilim kontrolü gibi sistemler, her motorun diğerleriyle milisaniyeler içinde uyumlu hareket etmesini gerektirir. Standart hız kontrol cihazları (inverterler), bu seviyede karmaşık ve hassas çoklu eksen senkronizasyonu için genellikle uygun değildir. Servo sistemler ise, gelişmiş hareket kontrolörleri ile entegre çalışarak birden fazla eksenin kusursuz bir şekilde senkronize edilmesini sağlar, böylece üretim hatlarında yüksek verimlilik ve hassasiyet elde edilir.
Bazı uygulamalarda, motorun her açıda tam olarak nerede olduğunun bilinmesi ve bu bilginin mutlak bir doğrulukla geri beslenmesi zorunludur. Örneğin, cam kesim, taşlama veya ahşap işleme gibi sektörlerde, başlangıç referans noktasına her zaman dönmeden, motorun mevcut konumunu kesin olarak bilmek gerekir. İnverterler genellikle inkremental (artımsal) enkoderlerle veya sensörsüz olarak çalışır, bu da mutlak konum bilgisini sağlamakta yetersiz kalır. Servo sistemler ise, genellikle mutlak enkoderlerle donatılmıştır. Bu enkoderler, sistem kapatılıp açılsa bile motorun konum bilgisini kaybetmez, böylece her zaman yüksek çözünürlüklü ve mutlak konum kontrolü imkanı sunar.
Sürekli ivmelenme ve yavaşlama döngülerine sahip, yüksek çevrim hızlı uygulamalar, enerji tüketimi açısından da özel gereksinimler doğurur. Vinçler, asansörler veya bazı pres makineleri gibi sistemlerde, motor frenleme sırasında önemli miktarda kinetik enerji üretir. Geleneksel inverter sistemleri bu enerjiyi genellikle frenleme dirençleri aracılığıyla ısıya dönüştürerek harcar. Ancak, rejeneratif frenleme özelliğine sahip servo sürücüler, frenleme sırasında üretilen enerjiyi elektrik şebekesine geri besleyerek önemli ölçüde enerji tasarrufu sağlar. Bu, hem işletme maliyetlerini düşürür hem de sistemin genel verimliliğini artırır, bu da inverterlerin bu tür uygulamalarda daha az uygun olmasına neden olur.
Hayır, hız kontrolü veya hassas tork ayarı gerektirmeyen, motorun sadece açılıp kapanmasının yeterli olduğu basit uygulamalar için bir inverter genellikle gereksiz ve maliyetli bir yatırımdır. Bu tür durumlarda, motoru doğrudan şebekeye bağlayan (DOL - Direct On Line) yöntemler veya yumuşak yol vericiler (soft starter) gibi daha basit ve ekonomik çözümler tercih edilmelidir. İnverter, enerji tasarrufu ve dinamik hız/tork kontrolü sağladığı uygulamalarda gerçek değerini gösterir.
İnverterler, temelde endüktif yükler olan elektrik motorlarının hızını ve torkunu kontrol etmek için tasarlanmıştır. Elektrikli ısıtıcılar, fırınlar veya rezistif yükler gibi dirençli uygulamalar için inverter kullanmak uygun değildir ve verimsizdir. Bu tür yüklerin kontrolü için genellikle triyak kontrollü güç regülatörleri, kontaktörler veya SSR (Solid State Röle) gibi doğrudan güç anahtarlama elemanları daha doğru ve ekonomik çözümler sunar.
Eğer bir motor sürekli olarak nominal hızında veya sabit, tek bir hızda çalışacak ve bu hızda herhangi bir ayarlama ihtiyacı olmayacaksa, inverterin sağladığı değişken hız kontrolü avantajı ortadan kalkar. Bu durumda, inverterin kendi iç kayıpları (anahtarlama kayıpları, soğutma fanı tüketimi vb.) nedeniyle enerji tasarrufu sağlamak yerine ek enerji tüketimine yol açabilir. Sabit hızlı uygulamalar için direkt yol verme daha mantıklıdır.
Çok düşük güçlü motorlarda (genellikle 0.25 kW altı) hız kontrolü için bir inverter kullanmak, genellikle maliyet etkinliği açısından sorgulanmalıdır. Bu güç seviyelerinde motorun ve inverterin maliyeti arasındaki oran, inverterin getireceği faydaları gölgede bırakabilir. Basit potansiyometre kontrollü DC motorlar, mekanik varyatörler veya doğrudan motorun nominal hızında çalıştırılması gibi daha uygun fiyatlı alternatifler değerlendirilmelidir.
Hayır, tüm tek fazlı motorlar inverter kontrolüne uygun değildir. Özellikle kondansatörlü veya fırçalı ev tipi tek fazlı motorlar, inverterden gelen değişken frekanslı sinyallere uygun tasarlanmamıştır. Bu durum motorun aşırı ısınmasına, verimsiz çalışmasına, gürültüye veya ömrünün kısalmasına neden olabilir. İnverterler genellikle üç fazlı asenkron motorlar için optimize edilmiştir. Tek fazlı motorlar için özel olarak tasarlanmış inverterler mevcut olsa da, her tek fazlı motor bu tür bir kontrol için uygun değildir.
Eğer uygulama, mekanik hız kontrol yöntemlerinin sunduğu kademeli veya sabit hız değişimleri ile ihtiyaçları karşılıyorsa, inverterin getireceği ek maliyet, kurulum karmaşıklığı ve panel alanı gereksinimi gereksiz olabilir. İnverter, hassas, kademesiz ve dinamik hız değişimi, enerji verimliliği ve proses kontrolü gerektiğinde öne çıkar. Mekanik çözümler, belirli sabit hız oranları için hala maliyet-etkin ve güvenilir bir seçenek olabilir.
Yüksek ataletli yüklerin yavaşça yol verilmesi veya durdurulması için inverter kullanmak etkili bir yöntem olsa da, her zaman şart değildir. Yumuşak yol vericiler (soft starter'lar), motoru kademeli olarak hızlandırarak veya yavaşlatarak mekanik şokları ve başlangıç akımlarını azaltabilir. Eğer uygulama hassas hız kontrolü gerektirmiyor ve sadece yol verme/durdurma aşamalarında yumuşak geçiş isteniyorsa, soft starter daha ekonomik ve yeterli bir alternatif olabilir.
Hayır, standart bir inverter bu tür tehlikeli veya aşındırıcı ortamlarda kesinlikle kullanılmamalıdır. Patlayıcı ortamlar için özel olarak Ex-proof sertifikalı veya bu ortamlar için uygun koruma sınıfına (örneğin, IP66 veya daha yüksek) sahip, özel olarak tasarlanmış ve sertifikalandırılmış ekipmanlar kullanılmalıdır. Aşındırıcı kimyasallar ise standart inverterlerin iç bileşenlerine zarar vererek arızalara, güvenlik risklerine ve sistemin ömrünün kısalmasına yol açabilir.
Hayır, çok uzun motor kablo mesafeleri (genellikle 50 metrenin üzeri, inverter modeline ve kablo tipine göre değişir) ek önlemler alınmadan inverter kullanımını uygunsuz hale getirebilir. Uzun kablolar, gerilim düşümü, yansıyan dalgalar (reflasyon) ve elektromanyetik parazit (EMI) gibi sorunlara yol açar. Bu durum motor izolasyonuna zarar verebilir, inverter çıkışında aşırı gerilim pikleri oluşturabilir ve EMC sorunlarını artırabilir. Çıkış reaktörleri, sinüs filtreleri veya özel ekranlı ve düşük kapasitanslı kablolar gibi ek bileşenler kullanmak gerekebilir.
Evet, inverterler anahtarlama frekansları nedeniyle elektromanyetik gürültü (EMI) üretebilir ve bu durum tıbbi cihazlar, laboratuvar ekipmanları veya hassas elektronik kontrol sistemleri gibi elektromanyetik uyumluluk (EMC) gereksinimlerinin çok yüksek olduğu ortamlarda sorunlara yol açabilir. Standart inverterler belirli EMC standartlarını karşılasa da, çok yüksek hassasiyet gerektiren uygulamalarda ek filtreleme (giriş/çıkış filtreleri), ekranlı kablolama, ferrit nüveler ve doğru topraklama gibi özel önlemler alınması şarttır. Aksi takdirde, diğer cihazlarda arızalar veya performans düşüşleri yaşanabilir.