İnverter VFD sürücüler, düşük hızlarda motorun soğutmasını azalttığı ve torku korumak için akımı artırdığı için motoru şebekeye göre daha fazla zorlar, bu da aşırı ısınmaya yol açar.
İnverter VFD (Değişken Frekanslı Sürücü) ile kontrol edilen bir elektrik motorunun düşük hızlarda şebekeye doğrudan bağlı bir motora kıyasla daha fazla zorlanması, temel elektromanyetik prensipler ve termal yönetim farklılıklarından kaynaklanmaktadır. Şebekeye direkt bağlı motorlar, nominal frekans (genellikle 50 Hz veya 60 Hz) ve sabit bir gerilimle çalışır; bu durumda manyetik alan kararlıdır ve motorun kendi iç fanı, nominal hızda yeterli hava akışı sağlayarak etkin bir soğutma gerçekleştirir. Ancak bir inverter VFD sürücü, motor hızını frekansı değiştirerek kontrol ettiğinde, özellikle düşük frekanslarda motorun çalışma koşulları önemli ölçüde değişir. İnverter, motorun torkunu korumak amacıyla düşük frekanslarda gerilim/frekans (V/Hz) oranını belirli bir seviyede tutmaya çalışır ve bu durum, motor sargılarında artan akım çekilmesine neden olur. Bu artan akım, motorun iç direncinden dolayı I²R (bakır kayıpları) olarak bilinen ısı kayıplarını yükseltir ve motorun normalden daha fazla ısınmasına yol açar.
Elektrik motorlarının önemli bir kısmı, rotor miline bağlı bir fan aracılığıyla kendi kendini soğutur. Bu fanın soğutma kapasitesi, fanın devir hızıyla doğrudan orantılıdır. İnverter VFD sürücü düşük hızlarda motoru çalıştırdığında, motorun rotor devri de düşer. Rotor devrinin düşmesiyle birlikte, motorun kendi fanı yeterli hava akışını sağlayamaz hale gelir. Bu durum, motorun dış yüzeyinden ve iç sargılarından ısı transferini ciddi şekilde azaltır. Yetersiz soğutma, motorun iç sıcaklığının tehlikeli seviyelere yükselmesine neden olur. Özellikle uzun süreli ve sürekli düşük hızda çalışma gerektiren uygulamalarda, motorun termal dengeye ulaşamaması ve sürekli aşırı ısınma altında kalması, sargı izolasyonunun ömrünü kısaltır ve motorun genel dayanıklılığını olumsuz etkiler. Bu nedenle MERMAK CNC gibi hassas makinelerde kullanılan motorların soğutma performansının düşük hızlarda dahi kritik önemi vardır.
Bir VFD sürücünün temel görevlerinden biri, motorun farklı hızlarda bile gerekli torku üretebilmesini sağlamaktır. Düşük hızlarda motorun torkunu koruyabilmek için, inverter genellikle motor sargılarından geçen akımı artırır. Bu durum, özellikle sabit torklu uygulamalarda (örneğin konveyörler veya bazı CNC eksenleri) kaçınılmazdır. Motor sargılarından geçen akımın artması, elektrik enerjisinin bir kısmının ısıya dönüşmesine neden olan I²R kayıplarını (Joule ısıtması) katlayarak artırır. I²R kayıpları, akımın karesiyle orantılı olduğu için, küçük bir akım artışı bile ısı üretiminde önemli bir yükselişe yol açar. Örneğin, akım iki katına çıktığında ısı üretimi dört katına çıkar. Bu yüksek ısı üretimi, zaten yetersiz olan düşük hızlı soğutma ile birleştiğinde motorun aşırı ısınmasını hızlandırır. Bu termal stres, motorun izolasyon malzemelerini yıpratır ve motorun arıza riskini artırır, bu da MERMAK CNC makinelerinizin kesintisiz çalışması için ciddi bir risk oluşturur.
Şebeke elektriği ile doğrudan çalışan bir motor, genellikle ideal bir sinüs dalgası formunda, sabit frekans ve gerilimle beslenir. Bu, motorun manyetik devresinin kararlı ve öngörülebilir bir şekilde çalışmasını sağlar. Ancak bir inverter VFD sürücü, darbe genişlik modülasyonu (PWM) tekniği kullanarak motoru besler. PWM, yüksek frekanslı anahtarlamalarla motor sargılarına kare dalga benzeri gerilim darbeleri gönderir. Bu darbeler, ortalama olarak istenen sinüs dalgasını taklit etse de, beraberinde harmonik akımlar ve gerilimler üretir. Harmonikler, motorun iç direncinde ek I²R kayıplarına ve ayrıca demir kayıplarına (histerezis ve eddy akımları) neden olur. Bu ek kayıplar, motorun nominal hızda bile şebekeye göre daha fazla ısınmasına yol açarken, düşük hızlarda soğutmanın yetersizliğiyle birleştiğinde termal zorlanmayı katbekat artırır. MERMAK CNC sistemlerinizde bu farkın bilincinde olmak, doğru motor ve sürücü kombinasyonunu seçmek için kritik öneme sahiptir.

Yukarıda belirtilen sorunların önüne geçmek ve motorun düşük hızlarda dahi güvenli ve verimli çalışmasını sağlamak için iki ana çözüm yolu bulunmaktadır. Birincisi, "inverter uyumlu motor" veya "VFD duty motor" olarak adlandırılan özel tasarım motorların kullanılmasıdır. Bu motorlar, genellikle daha yüksek sıcaklık sınıfı izolasyona (örneğin F veya H sınıfı), daha geniş çerçevelere sahip olarak daha iyi ısı dağılımı sağlamaya ve bazen de dahili zorlamalı havalandırma sistemlerine (harici fan) sahip olarak tasarlanır. İkincisi, standart motorların düşük hızlarda sürekli çalıştırılması durumunda harici bir soğutma fanı (blower fan) kullanmaktır. Bu fan, motorun kendi devrinden bağımsız olarak sabit bir hava akışı sağlayarak, motorun soğutma kapasitesini artırır. MERMAK CNC gibi yüksek performanslı ve sürekli çalışma gerektiren uygulamalarda, motorun uzun ömürlü ve sorunsuz çalışması için bu çözümlerden birinin veya ikisinin birden uygulanması büyük önem taşır.
Bir elektrik motorunun sürekli olarak aşırı ısınma koşullarında çalışması, motorun ömrünü ve verimliliğini ciddi şekilde olumsuz etkiler. Yüksek sıcaklık, motor sargılarındaki izolasyon malzemesinin kimyasal yapısını bozarak zamanla kırılgan hale gelmesine ve dielektrik dayanımının düşmesine neden olur. Bu da kısa devre riskini artırır ve motor arızalarına yol açar. Ayrıca, aşırı ısı, motor yataklarındaki yağlayıcıların bozulmasına ve yatak ömrünün kısalmasına da neden olabilir. Termal stres altında çalışan bir motor, nominal güç çıkışını sağlamakta zorlanabilir ve enerji verimliliği düşer. MERMAK CNC operasyonlarında motorun erken arızalanması, üretim kaybına, bakım maliyetlerinin artmasına ve genel işletme verimliliğinin düşmesine neden olur. Bu nedenle, VFD sürücülerle düşük hızlarda çalışan motorların termal yönetimine dikkat etmek, uzun vadede maliyet tasarrufu ve operasyonel güvenilirlik açısından hayati öneme sahiptir.

İnverter sürücüler, motorları düşük hızlarda çalıştırırken, özellikle motorun kendi soğutma mekanizmasının yetersiz kalması, VFD'nin ürettiği harmonik akımların neden olduğu ek ısıtma, yalıtım stresleri ve rulman akımları gibi faktörler nedeniyle şebeke beslemesine kıyasla daha fazla zorlayabilir. Standart motorlar, nominal hızda en verimli soğutmayı sağlayacak şekilde tasarlanmıştır ve düşük hızlarda bu yetenek önemli ölçüde azalır.
Standart motorların soğutma fanları, motor miline doğrudan bağlıdır ve hıza bağımlıdır. Motor düşük hızlarda çalıştığında, fanın dönme hızı ve dolayısıyla ürettiği hava akışı önemli ölçüde azalır. Bu durum, motorun kendi kendine soğutma yeteneğini düşürürken, VFD'nin aynı torku sağlamak için motorun nominal akımını koruması gerektiğinden, motor sargı sıcaklıkları tehlikeli seviyelere yükselebilir. Yetersiz soğutma, motorun yalıtım ömrünü kısaltır ve arızalara yol açabilir.
VFD'ler, motoru beslemek için Darbe Genişlik Modülasyonu (PWM) tekniği kullanarak sinüzoidal olmayan, kare dalga benzeri gerilim ve akım dalga formları üretir. Bu dalga formları, ana frekans bileşeninin yanı sıra yüksek frekanslı harmonikler içerir. Bu harmonikler, motor sargılarında ek bakır kayıplarına (I²R) ve demir çekirdeğinde eddy akımları ile histerezis kayıplarına neden olarak motoru ısıtır. Düşük hızlarda, bu ek ısı yükü, zaten yetersiz olan soğutma ile birleşince motorun daha fazla zorlanmasına ve aşırı ısınmasına yol açar.
VFD'lerin güç elektroniği anahtarlarının (IGBT'ler) çok hızlı açılıp kapanması, motor terminallerinde yüksek dV/dt (gerilim değişim hızı) değerleri oluşturur. Bu ani gerilim yükselmeleri, motor sargılarının yalıtımına tekrarlayan ve yoğun bir stres uygular. Özellikle uzun motor kablolarında bu gerilim pikleri daha da artarak, motor sargıları arasındaki yalıtımın zamanla bozulmasına veya kısmi deşarjlardan dolayı delinmesine yol açabilir. Bu durum, motorun ömrünü önemli ölçüde kısaltır.
VFD'lerin PWM anahtarlaması, motor şaftında ve rulmanlarında parazitik akımlara neden olabilir. Bu akımlar, motor şaftından rulmanlar üzerinden motor gövdesine doğru akarak, rulman yüzeylerinde elektriksel erozyona (pitting) yol açar. Bu durum, "fluting" olarak bilinen oluklanmalara ve rulmanların erken arızalanmasına neden olur. Düşük hızlarda uzun süreli çalışma, bu akımların oluşumunu ve etkisini artırarak rulman ömrünü kısaltabilir.
VFD'ler, motorun torkunu kontrol etmek için voltaj/frekans (V/f) oranını korur. Ancak, düşük hızlarda motorun endüktif reaktansı azalır ve empedansı düşer. Aynı torku korumak ve motorun manyetik akısını sabit tutmak için VFD, motorun nominalden daha yüksek bir akım çekmesine neden olabilir. Bu yüksek akım, motor sargılarında artan I²R (bakır) kayıplarına yol açarak ek ısınmaya neden olur ve motoru termal olarak zorlar.
Düşük hızlarda motorun soğutma yetersizliği ve artan kayıplar nedeniyle aşırı ısınma riski yükselir. Bu nedenle, VFD'ler genellikle motor termal modelleri, PTC/KTY sensör girişleri veya harici termistör bağlantıları gibi gelişmiş termal koruma özelliklerine sahiptir. Bu özellikler, motor sargı sıcaklıklarını sürekli izleyerek aşırı ısınmayı önlemek ve motoru korumak için sürücüyü durdurabilir veya akımı sınırlayabilir. Doğru yapılandırma hayati önem taşır.
Hayır, tüm standart motorlar VFD ile uzun süreli düşük hızda çalışmaya uygun değildir. "VFD uyumlu" veya "inverter duty" motorlar, VFD'nin getirdiği ek streslere dayanacak şekilde özel olarak tasarlanmıştır. Bu motorlar genellikle gelişmiş yalıtım sistemlerine (örneğin, inverter sınıfı yalıtım), daha verimli soğutma mekanizmalarına (örneğin, bağımsız fanlar veya daha büyük çerçeveler) ve rulman akımlarını azaltmak için şaft topraklama fırçaları gibi özelliklere sahiptir. Bu motorlar, daha geniş bir hız aralığında güvenli ve verimli çalışma sunar.
Evet, özellikle düşük frekanslarda VFD'nin PWM anahtarlaması, tork dalgalanmalarına (ripple) neden olabilir. Bu tork dalgalanmaları, motor milinde ve bağlı mekanik sistemlerde titreşimlere yol açabilir. Bu titreşimler, uzun vadede motorun ve tahrik edilen ekipmanın mekanik bileşenlerinde (rulmanlar, kaplinler, dişliler) aşınma ve yıpranmayı hızlandırarak mekanik strese neden olabilir. Doğru VFD ayarları ve rezonans frekanslarından kaçınma önemlidir.
Düşük hızlarda, motorun soğutma kayıplarının artması, harmoniklerin neden olduğu ek kayıplar ve nominalden sapan çalışma koşulları nedeniyle enerji verimliliği düşebilir. Motorun verimli çalıştığı optimum hız aralığının dışına çıkıldığında, aynı işi yapmak için daha fazla enerji tüketebilir. Bu durum, özellikle uzun süreli düşük hız uygulamalarında işletme maliyetlerini artırabilir ve enerji tüketimini olumsuz etkileyebilir.
VFD ile motor arasındaki kablo uzunluğu arttıkça, PWM gerilim piklerinin genliği ve dV/dt değeri artabilir (yansıma etkisi). Bu durum, motor sargı yalıtımı üzerindeki stresi önemli ölçüde artırır. Uzun kablolar ayrıca kapasitif akımları artırarak sürücüde ek kayıplara ve motorun daha fazla ısınmasına yol açabilir. Düşük hızlarda bu stresler, motorun daha az soğutulması nedeniyle daha belirgin hale gelerek motorun ömrünü kısaltır.
Bu zorlanmayı azaltmak için çeşitli önlemler alınabilir: VFD uyumlu (inverter duty) motorlar kullanmak, motor boyutlandırmasını aşırı ısınma riskini göz önünde bulundurarak yapmak, motorun üzerine harici soğutma fanları eklemek, VFD çıkışına reaktörler veya sinüs dalga filtreleri kullanarak harmonikleri ve dV/dt etkisini azaltmak, şaft topraklama fırçaları kullanarak rulman akımlarını engellemek ve VFD'nin gelişmiş termal koruma özelliklerini doğru yapılandırmak önemlidir.
VFD'ler, vektör kontrol gibi gelişmiş algoritmalar sayesinde düşük hızlarda bile kararlı ve yüksek tork sağlayabilir. Ancak, bu torku sağlamak için motorun nominal akımının büyük bir kısmını veya tamamını çekmesi gerekebilir. Düşük hızda motorun kendi soğutma mekanizması yetersiz kaldığında, bu yüksek akım motor sargılarında aşırı ısınmaya neden olur. Yani, sürücü torku sağlasa bile, motorun termal kapasitesi sınırlayıcı bir faktör haline gelir ve motoru fiziksel olarak zorlar.